Birbirine Paralel Nasıl Oluyor? İzmirli Bir Gençten Şaşırtıcı Bir Yanıt
Bir gün, İzmir’deki en sevdiğim kafede arkadaşlarımla takılırken, birden tuhaf bir soru ortaya çıktı: “Birbirine paralel nasıl oluyor?” İyi de, arkadaşım, paralellik ne ya, tam olarak neyi soruyorsun? Hani bildiğimiz paralellik var, hani bir de matematiksel paralellik… Sonra bir de işin içine fizik girdi, iyice işler karıştı! Ama bu yazıyı yazarken, bazen gerçekten düşündüm: Acaba gerçekten birbirine paralel olmak nasıl bir şey?
Matematiksel Paralellik Mi, Yoksa Aşk Parantezi Mi?
İlk başta, durumu kendi kafamda çözüme kavuşturmayı düşünmüştüm. “Paralel” deyince aklıma tabii ki doğrular gelir. Yani o her zaman birbirine uzak ama asla birleşmeyen doğrular… Ya da en basit haliyle, “iki paralel çizgi” konusu! Tabii, burada biraz daha karizmatik bir yere gitmek gerek; parantez açmam gerek. Arkadaşımın bu soruyu tam olarak ne için sorduğunu hala kestiremiyorum.
“Yani mesela, iki insan birbirine paralel olabilir mi?” diye sordum, aklımda birkaç hikâye belirerek. Hadi o zaman, kafamı toparlayıp işin matematiksel kısmına da göz atayım dedim.
“Birbirine paralel nasıl oluyor?” dedikçe, birden kendimi düşüncelerin karmaşasında buldum. Ya gerçekten, insanların hayatları da birbirine paralel olabilir mi? Hani biri ne kadar ileri gitse, diğeri hep o kadar geride kalıyor ama asla birbirini kesmiyor! Olmaz mı? Birbirine paralel yaşamlar… İşte size hayatın formülü!
Parantezdeki Diyalog: Aşk mı, Matematik mi?
Bunu arkadaşlarıma anlatırken, iç sesimi devreye soktum, tabii işler biraz daha komikleşti.
Ben: “Yani şimdi, bir insan birini seviyor ya, ama o kişi asla ona dönüp bakmıyor. Hani sürekli paralel giden bir ilişki var ya, o aslında bir tür aşk paralelliği…”
Arkadaş: “Şimdi de fizik mi yapıyorsun?”
Ben: “Fizikten de öte ya, bak mesela tam burada, şu masada oturan ben ile sen, paraleliz. Ama hiç kesişmeyeceğiz. Çünkü… Seninle sevgili olmamız, matematiksel olarak imkansız!”
Evet, bildiğiniz üzere, bazen esprilerim tam da yerinde olmuyor. Ama işte, ben ne diyeyim? Bir soru, başka bir düşünceyi tetikliyor ve sonrasında takılıp kaldım!
Hızla Giden Bir Tren ve Yavaşça Giden Bir Yavaş Tren
Birbirine paralel olma kavramını anlatmanın en basit yolu, tabii ki İzmir’deki o ünlü “tren yolu” hikayesiyle bağdaştırmaktır. Durum şudur: Hızla giden bir tren var. Bütün gün iş, yoğunluk, stres… Çalışma hayatı sizi şekilden şekile sokmuşken, bir trenle her gün eve dönmeye çalışıyorsunuz. Tren hep hızla gidiyor, o birinci sınıf. Ve biz diğerimizle… O, sabah saat 8’de bindiğimiz 7. sınıf, hani hep geç kalan tren var ya! Hep o.
İşte o trenle, hep paralel gidiyoruz. Ama ya bir gün o hızlı trenle seni kesersem, ya o trenin lastiği patlarsa? Yani, o paralel hayatlarda bile bazen kesişme anı olabilir mi? Veya biz sadece yaşarken mi paraleliz? Cevaplar, bir tren yolculuğu kadar karmaşık! Ama işin içine biraz da felsefe katmak gerek.
Paralellikteki Bizi Görememek: Anlatamadım!
Geçen gün arkadaşlarımla bir sohbet ediyordum, ve birden içimden bir soru geçti: “Hayatımızda neleri gerçekten paralel olarak yaşamıyoruz ki?” Birbirimize olan bakış açılarını düşünüyorum, seninle, şu an burada oturuyoruz ama hiç kesişmeyeceğiz. Belki bir gün birileri birbirini sever, birinin sevdiği başka birini beğenir, ama bu kadar yakın bir mesafedeki kalp bile çok uzak. Sadece öylece paralel kalıyoruz.
Sonra, bak ne oldu! “Birbirine paralel nasıl oluyor?” sorusunu sormak, her zaman basit bir soru değilmiş diyorum. İnsanlar bile bazen paralel. Ama son bir şey, önemli bir nokta: Hayat ve ilişkilerde, parantez açtığımız her şeyde, paralellik diye bir şey yoktur. Hepimizin yolculuğu, bir noktada buluşur. Kendi kafamızda yaşamaya devam ederken, bir yerlerde bir iz bırakırız.
Sonuç: Birbirine Paralel Olmak da İyi Olabilir
Hayatın her döneminde, paralel giden insanlar olacak, gidişatlar hep aynı hızda ilerlemeyecek. Ama belki de bu paralellik, bazen gerçekten iyi bir şey. Kim bilir, belki her şeyin doğru zamanında kesişmesi gerekiyor. Önemli olan o yolculukta, nereye vardığın değil, birlikte neler hissettiğindir.
Birbirine paralel nasıl oluyor? sorusunun cevabını ise kendimce buldum: Bazen paralellik, bir noktada hem seni hem beni anladığımı düşündürür. Ama bir gün, kim bilir, bir köşe başında o paralel doğrular kesişir. Kimseyi suçlamadım, ama belki de seninle parantezdeki bütün hikâyemi yazacağım!